ABD merkezli füzyon girişimi Marathon Fusion, cıvadan altın üretmeyi mümkün kılabilecek bir nükleer dönüşüm yöntemi geliştirdiğini açıkladı. Henüz deneysel aşamadaki bu teknoloji, altının yüzyıllardır değerini korumasını sağlayan kıtlık özelliğini gelecekte değiştirebilir. Böyle bir gelişme, sınırlı arzıyla öne çıkan Bitcoin’in dijital altın olarak konumunu da yeniden gündeme taşıyor. Ancak laboratuvar ortamındaki başarı ile ekonomik ölçekte altın üretmek arasında önemli bir mesafe bulunuyor.
Marathon Fusion’ın araştırmasına göre döteryum-trityum füzyon reaksiyonundan çıkan yüksek enerjili nötronlar, cıva-198 izotopunu ışınlayarak radyoaktif bir izotop oluşturabiliyor. Bu izotop zamanla bozunarak kararlı altın-197’ye dönüşüyor. Şirketin iddiası, kimyasal bir yöntemden değil, nükleer dönüşüm sürecinden yararlanıyor.
Coinbase CEO’su Brian Armstrong, bu gelişmeyi laboratuvarda üretilen elmaslarla karşılaştırdı. Armstrong’a göre yeni yöntemlerle altın arzı artırılabilir ancak Bitcoin’in protokolünde belirlenen 21 milyonluk üst sınır değiştirilemez. Marathon’un kurucu ortağı ve CEO’su Kyle Schiller ise mücevher sektöründen beklenmedik ölçüde ilgi gördüklerini, üretilecek altının büyük bölümünün geleneksel altın gibi değer saklama amacıyla kullanılabileceğini düşünüyor.
Cıvadan Altın Üretimi Gerçekten Mümkün Mü?
Marathon Fusion’ın çalışması bilimsel açıdan ilgi çekici olsa da henüz ticari üretim anlamına gelmiyor. Şirket, kararlı altın üretim hızının Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’in önceki rekorundan 10 kat yüksek olduğunu belirtiyor. Ancak CERN’in ALICE deneyi, 2015-2018 döneminde tahminen yalnızca 29 pikogram altın çekirdeği üretebildi. Üstelik bu çekirdekler çarpışmalar sonucunda yok olmadan önce saniyenin çok küçük kesirleri kadar varlığını korudu.
Marathon, deneyde elde ettiği altının kesin miktarını kamuoyuyla paylaşmadı. Araştırma mühendisi Jake Harter, mevcut üretimin mikroskobik düzeyde kaldığını, 2027 yılında miligram ölçeğinde ölçülebilir miktarlara ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.
Araştırma makalesindeki daha büyük üretim rakamları ise bugünkü deney sonuçlarını değil, gelecekte kurulabilecek füzyon santrallerini temel alıyor. Şirket, bir gigawatt termal güce sahip santralin yılda yaklaşık iki ton altın üretebileceğini hesaplıyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre madenler 2025 yılında dünya genelinde 3.672 ton çıkardı. Dolayısıyla bu varsayımsal üretim gerçekleşse bile tek bir santralin küresel arz içindeki payı sınırlı kalacak.

Laboratuvarda Üretilen Altın Madenleri Tehdit Eder Mi?
Laboratuvar üretimi elmasların fiyatı, bu teknolojinin piyasaya etkisi konusunda önemli bir karşılaştırma sunuyor. Ölçek büyüdükçe üretim maliyetleri düşen laboratuvar elmaslarının toptan fiyatları, 2018’den bu yana yüzde 90’dan fazla geriledi. Üstelik bu elmaslar, kimyasal bileşim bakımından doğal elmaslarla aynı özellikleri taşıyor.
Ancak eToro piyasa analisti Nagham Hassan, altın ve elmas üretiminin ekonomik koşullarının birbirinden farklı olduğunu vurguluyor. Laboratuvar elmasları fabrikalarda ölçek ekonomisinden yararlanırken nükleer füzyonla altın üretmek, henüz ticari olarak mevcut olmayan son derece karmaşık bir altyapı gerektiriyor.
Üstelik elde edilen altının radyoaktif olması da süreci zorlaştırıyor. Harter, radyoaktivitenin muz seviyesine düşmesi için altının on yılı biraz aşan bir süre depolanması gerekebileceğini belirtiyor. Altının önemli bir bölümünün zaten yatırım amacıyla saklanması, ona göre bu durumun erken ticarileşmenin önünde mutlak bir engel oluşturmasını gerektirmiyor.
Metals Focus yöneticisi Nikos Kavalis ise ticari uygulanabilirliğe ilişkin henüz somut kanıt bulunmadığını söylüyor. Teorik gelir tahminleri mevcut olsa da füzyon reaktörlerini işletmenin maliyeti henüz netleşmiş değil. Harter ayrıca zenginleştirilmiş cıva üretiminin büyütülmesi, malzeme uyumluluğu, cıva pompalanması ve altının ayrıştırılması gibi sorunların çözülmesi gerektiğini belirtiyor.
Altın Arzı Artarsa Bitcoin Değer Kazanır Mı?
Bitcoin’in dijital altın olarak tanımlanmasının temel nedenlerinden biri, arzının protokol tarafından 21 milyon adetle sınırlandırılması. Altın ise yeni maden kaynakları veya gelecekte geliştirilebilecek üretim yöntemleriyle arzını artırabilir. Eğer nükleer dönüşüm yöntemi düşük maliyetle ve büyük ölçekte uygulanabilirse, diğer koşullar aynı kaldığında artan arzı fiyat üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir.
Basel Üniversitesi’nden dağıtık defter teknolojileri ve fintech profesörü Fabian Schär da bu ekonomik ilkeye dikkat çekiyor. Schär’a göre herhangi bir varlığın piyasaya sunulan miktarındaki önemli artış, diğer koşullar değişmediğinde piyasa değerini baskılayabilir. Altın da bu kuralın dışında değil.
Bununla birlikte ilk füzyon reaktörlerinin devreye girmesine en az on yıl olduğu tahmin ediliyor. Üretim maliyetleri ve teknolojinin ticari kapasitesi de henüz belirsizliğini koruyor. Bu nedenle gelişmenin kısa vadede Bitcoin fiyatını yükseltmesi beklenmiyor. Şimdilik Marathon Fusion’ın çalışması, piyasayı tehdit eden somut bir üretim devriminden çok, gelecekte önemli sonuçlar doğurabilecek deneysel bir teknoloji olarak değerlendirilmeli.
Bu içerik kesinlikle yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Piyasalar yüksek risk içermektedir ve yatırım kararlarınızı almadan önce kendi araştırmanızı yapmanız önemlidir.
Son Dakika kripto para haberleri için hemen tıkla.
Konu ile ilgili yorumlarınızı bize yazabilirsiniz. Ayrıca, bu tarz bilgilendirici içeriklerin devamının gelmesini isterseniz, bizleri Telegram, Youtube ve Twitter kanallarımızdan takip edebilirsiniz.



büyük bir fırsat olur bu
valla fena fırsat olur