Kriptolar:
37173
Bitcoin:
$66.390
% 3.82
BTC Dominasyonu:
%57.9
% 0.01
Piyasa Değeri:
$2.30 T
% 3.93
Korku & Açgözlülük:
14 / 100
Bitcoin:
$ 66.390
BTC Dominasyonu:
% 57.9
Piyasa Değeri:
$2.30 T

ABD ve İsrail Neden İran’a Saldırıyor?

İran Hamaney ABD İsrail saldırısı

Cumartesi günü ABD ve İsrail, onlarca yılın en iddialı operasyonunu başlattı. Hedef, İran’ın Yüksek Lideri Ayetullah Ali Hamaney’di. Operasyon sonucunda Hamaney hayatını kaybetti ve bölge bir anda gerildi. İşte bu noktada, Washington neden bu kadar ileri gitti sorusu gündemde.

ABD İran’a neden saldırıyor? Washington ve Tel Aviv, İran’ın nükleer silah kapasitesini kalıcı olarak yok etmek, bölgedeki Amerikan üslerine yönelik füze tehdidini sınırlamak ve rejimin insan hakları ihlallerine karşı halkın yönetim değişikliği talebini tetiklemek amacıyla bu operasyonu başlattı.

Trump, İran rejimini sadece ABD’ye karşı düşmanca sloganlar atmakla ve askerlerimizi hedef alan eylemlerle suçlamakla kalmadı; bölgedeki tehdit unsurlarının, deniz yollarını ve üslerimizi hedef alabileceğini de vurguladı. İran’ın füze altyapısı ve silah depoları operasyon kapsamında hedef alınırken, Devrim Muhafızları ve ordunun diğer mensuplarına silahlarını bırakmaları çağrısı yapıldı; aksi halde ağır sonuçlarla karşılaşacakları uyarısı yapıldı. Trump ayrıca, İran’ı dünyanın önde gelen terör destekçisi olarak nitelendirerek, bölgedeki İran bağlantılı grupların Amerikan güçlerine ve uluslararası taşımacılığa yönelik saldırı düzenlediğini hatırlattı.

Nükleer Tehdit: Trump’ın Kırmızı Çizgisi

Trump, video mesajında defalarca vurguladı: “İran asla nükleer silah sahibi olamaz.” Haziran bombardımanlarında programı “yok ettiklerini” iddia etmişti. Ancak bu hafta, İran’ın programı yeniden canlandırmaya çalıştığını söyledi:

“Bir hayal edin: Eğer bu rejim gerçekten nükleer silah sahibi olsaydı, mesajını bu yolla iletmek için ne kadar cesur olurdu.”

Aslında bu süreç, ABD’nin İran’a yönelik saldırısının en temel gerekçesini oluşturuyor. Haziran saldırıları, İran’ın nükleer silah üretmeye çok yaklaşması sebebiyle yapılmıştı. Birleşmiş Milletler Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) ve ABD istihbaratı, İran’ın nükleer silah geliştirme programını 2003’te durdurduğunu değerlendiriyor. Tahran ise nükleer silah arayışında olduğunu reddediyor. Elbette Batılı güçler, yüksek seviyede uranyum zenginleştirmenin sivil gerekçesi olmadığını belirtiyor ve IAEA bu durumu “ciddi endişe” olarak nitelendiriyor.

Menzildeki Şehirler ve Trump’ın Kırmızı Çizgisi

Trump, İran’ın uzun menzilli füze programını tehlike olarak gördüğünü söyledi:

“Uzun menzilli füzeler geliştirmeye devam ediyorlar; artık Avrupa’daki dostlarımızı, yurtdışındaki askerlerimizi ve eninde sonunda Amerikan anavatanını tehdit edebilirler.”

Bakarsanız, burada en önemli detay şu: İran medyası, ülkenin ABD’ye ulaşabilecek bir füze geliştirdiğini iddia ediyor. Yani, tehdit hem sözlü hem de teknik olarak mevcut. Operasyonun sahadaki adımı da bu tehdidi ortadan kaldırmaya yönelikti.

ABD İran saldırısı

Amerikan ve Müttefik Güvenliği

Trump, operasyonun amacını net bir şekilde açıkladı:

“Amerikan halkını korumak ve İran rejiminden gelecek tehditleri ortadan kaldırmak için bu adımı attık. Bu rejim, çok sert, acımasız bir grup insan.”

Geçmiş örnekleri hatırlattı:

  • 1979’da ABD Büyükelçiliği’nin işgali, 444 gün süren rehineler

  • 1983’te Lübnan’daki Marine karakoluna yapılan saldırı, 241 Amerikan askerinin ölümü

  • Son yıllarda Orta Doğu’da Amerikan güçlerine yönelik “sayısız” saldırı

  • Hamas’a verdiği destek nedeniyle 7 Ekim 2023’te İsrail’e yapılan ölümcül saldırılar

İşte bu noktada, operasyon sadece bugünü değil, geçmişte birikmiş tehditleri de hedef alıyor.

Protestolar ve İnsan Hakları

Trump, İran’ın protestoları kanla bastırdığını söyledi:

“Kendi vatandaşlarını sokaklarda protesto ettikleri için on binlerce kişi öldürüldü.”

HRANA grubu, doğrulanmış 7.007 ölüm ve 11.744 inceleme altındaki vaka bildirdi. İran hükümeti ise 3.117 ölüm ilan etti; yetkililer en az 5.000 ölüm olduğunu, bunun 500’ünün güvenlik güçleri olduğunu ekledi.

Aslında bu tablo, ABD’nin insan hakları ihlallerini gerekçe olarak kullanmasına neden oluyor. Rakamlar farklı olsa da gerçek: baskı ve ölümler ciddi boyutlarda.

Rejim Değişikliği ve Hamaney’in Ölümü

İran tarafında ise, Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail’in kırmızı çizgiyi aştığını belirtti. Hamaney’in yolundan devam edeceklerini ekledi. İsrail’de ise halk sığınaklara yönelirken, Savunma Bakanı Israel Katz ordunun ülkeyi savunma operasyonlarını sürdüreceğini açıkladı.

Trump, İran halkına çağrı yaptı:

“Özgürlüğünüzün saati geldi. İşimiz bittiğinde hükümetinizi ele geçirebilirsiniz. Bu, muhtemelen nesiller boyunca sahip olacağınız tek şans olacak.”

Pazar sabahı, İran Parlamentosu Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail’in kırmızı çizgiyi aştığını belirtti:

“Bedelini ödeyecekler. Hamaney’in yolundan devam edeceğiz.”

İsrail’de halk sığınaklara yöneldi. Savunma Bakanı Israel Katz:

“Adalet yerini buldu. Ordumuz harekete devam ediyor.”

Operasyonun Kapsamı ve Trump’ın Sert Mesajı

Sadece Hamaney değil, İran Genelkurmay Başkanı Abdolrahim Mousavi de aynı saldırıda öldürüldü. Reuters kaynakları, stratejinin değişmediğini ve hem askeri yetkililerin hem de füze altyapısının hedef alınmaya devam edeceğini belirtiyor. Trump ise Pazar günü Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, İran’ın olası bir misilleme ihtimaline karşı tonunu iyice sertleştirdi:

“İran çok sert bir darbe indireceğini belirtti ama bunu yapmasalar iyi olur. Yaparlarsa, daha önce hiç görülmemiş bir güçle onlara vuracağız!”

Tahran’da Yönetim Boşluğu ve Bölgesel Yankılar

İran cephesinde üst düzey yetkili Ali Larijani, geçici bir liderlik konseyi kurulacağını duyurarak yönetimdeki boşluğu aslında kabul etmiş oldu. Parlamento Başkanı Kalibaf, “kırmızı çizgi aşıldı” diyerek bedel ödetme sözü verirken, devlet televizyonu ABD ve İsrail’i ülkeyi yağmalamaya çalışmakla suçluyor. Yani Tahran şu an hem iç istikrarı korumaya hem de dış tehdide yanıt vermeye çalışıyor. Ancak Pazar günü Dubai ve Doha’da duyulan şiddetli patlamalar, gerilimin çoktan sınırları aştığını kanıtlar nitelikte.

Trump ve İsrail cephesi için bu saldırı, nükleer silahı engellemek, füze programını sınırlamak, Amerikan ve müttefikleri korumak, insan hakları ihlallerini cezalandırmak ve rejim değişikliği hedeflerini bir arada gerçekleştiren yüksek riskli bir dış politika adımı olarak öne çıkıyor. Ancak sahada tepkiler, İran’ın misilleme potansiyeli ve bölgesel istikrarın geleceği belirsizliğini koruyor.

Son dakika kripto para haberleri için hemen tıkla

Konu ile ilgili yorumlarınızı bize yazabilirsiniz. Ayrıca, bu tarz bilgilendirici içeriklerin devamının gelmesini isterseniz, bizleri TelegramYoutube ve Twitter kanallarımızdan takip edebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir